Zabit Katipliğinde Çıkmış Metinler 2010

Daha önce sizlere Adalet Bakanlığı’nın katiplik alımı ile ilgili bir açıklamada bulunmuştuk.  Zabit katipliği sınavına girecek adaylar için kısa bir araştırma yaptım. Zabit Katipliğinde çıkan metinlere çalışmak isteyen arkadaşlar için Zabit katipliği sınavında çıkmış metinleri sınava girecek adaylar için bulduk.

İşte Zabit katipliği sınavında çıkan örnek metinler;

1. Önemli

Dünya mağduru olan kimsede dindarlık arama. Çünkü kendini gören Allah’ı göremez. Makam ve mevki elde etmek istersen kimseye hakaret etme ve hakir göz ile bakma. Akıllı kişi büyüklüğün ve yüksekliğin kibirle elde edileceğini aklında geçirmez. Eğer halk senin huyunu beğeniyorsa bundan daha yüce ve şerefli bir rütbe olamaz. Birisi gelip sana kibir taslarsa sen onu büyük görebilir misin? O kişiye büyük diye bakabilir misin? yüksek bir yere eriştiğin zaman akıllı isen düşkünlere gülme. Çünkü nice nice makam sahibinin düştüğü ve o hakir gördüğün düşkünlerin onların yerine geçtiği hayatta çok görülmüştür. Farz edelim ki bir kusurun yok temiz bir adamsın. Bana kusurlu olduğum için kötü gözle bakıp hakaret etmeye aşağılamaya kalkışma.

2 Önemli:

Barışı korumak kolay bir iş değildir. Bunun için milletler arasında dayanışma gerekir. Bu nedenle devletler birbirleri ile anlaşmalar paktlar yapmaktadırlar. Ancak bu anlaşmalar da hiçbir zaman saldırgan amaçlı olmamalıdır. Barışı bozmak isteyenleri bundan vazgeçirmek için kuvvetli olmak ve birlik içinde bulunmak gerekir. Diğer milletlerin haklarına toprak bütünlüklerine saygılı olmak ve onlardan da aynı saygıyı beklemek şartıyla vatanımızın güvenliğini koruyacak tedbirleri almak ve sulh için harbe hazır olmak prensibini güdüyoruz.

Halen dünyada her yıl açlıktan ölen pek çok insanın bulunduğunu görüyoruz. Geri kalmış milletlere kalkınma çabalarında yardımcı olarak; refahı açlık ve baskının yerine geçirmek lazımdır. Devletler vatandaşlarını birbirlerine karşı olduğu kadar diğer milletlere karşı da açgözlülük ve kıskançlık göstermeyecek, kin tutmayacak ve duymayacak şekilde eğitilmelidirler. Tarihteki olayları ve geçmiş kavgaları alevlendirip düşmanlık tohumları ekmemek gerekir. Türk milleti insanlığın düşmanı olanların dışında hiç kimsenin düşmanı değildir.

3 Önemli:

Bizi buraya getirenlerin şimdi bizim misafirimiz oldunuz demeleri beni çok şaşırttı. Gece 9.30 da başlayan sohbet şeklindeki sorguya çekilme, alinin uyarısı sonucunda sabah bitti. Akşama kadar bekleyip bursa ya hareket ettik. Tırnak işareti metin içinde başkasından aktarılan yazı veya kelimelerin başına ve sonuna konur. Önemi belirtilmek istenilen kelimeler de tırnakta yazılır. Kesme işareti ise ek almış özel adlardan sonra konulur. Kısaltmalardan ve sayılardan sonra ek kısım varsa araya kesme işareti konulmalıdır

4 Önemli:

Tarih dersinde Atatürk dersini anlatıp bitirmiş olan öğrenciye çocuğum yalnız bir şeyi söylemeyi unuttun; Türk milletini kim kurtardı diye sordu. Öğrenci de atamız kurtardı paşam diye cevap verdi. Atatürk bu cevabı kabul etmedi. Hayır çocuğum Türk milletini kendi kanı kurtardı dedi. Atatürk Galatasaray lisesinin sınıf içi sınavında öğrencilerden birisine Nil olmasaydı mısır ne olurdu? diye sordu. Öğrenci çabuk cevap vermek için birden boş bulunarak heyecanla ve yüksek sesle: hapı yutardı… dedi. Bu cevap Atatürk ün hoşuna gitti. Atatürkün gerekli görmesi üzerine köy okutma davasını ele alan bir köy komisyonu kuruluyor. Uzun müzakereler arasında içinden çıkılmaz bir konunun karşısındayız. Bütün köylerde birer okul açılması kolay fakat bu kadar okula öğretmeni bulmak zor. Buna karşı aramızda çavuşlardan askeri görev yapar gibi köy öğretmenliğiyle mükellef bir kadroyu kurslar açarak yetiştirmek tezini savunanlar çok. Nihayet mesele Atatürk e arz ediliyor. Atatürk konu ile ilgili rapora şöyle yazıyor: Köy öğretmenliği üniversite profesörlüğünden daha güç ve mühim bir iştir. Bu kadar ciddi bir konuyu böyle hafif tedbirlerle çözümlemeye çalışmanız yanlış olacaktır.

.

5 Önemli:

Atatürk ilmi yetkililere karşı daima hürmetkardı. Bir baloda gece yarısından sonra, izinlerini almaya gittiğimiz vakit kabul salonunda bir zamanlar saçak öptüren padişahların oturmuş oldukları yer tahtının yanındaki bir koltukta oturuyorlardı ve bize hitaben: Şuraya oturun burası padişahlara mahsus taht değil ilim adamlarına mahsus olan bir yerdir, buyurdu. Bu atanın ilme verdiği kıymeti ve veciz kelimelerle anlatılmıştı. Onun insanlığa karşı çok ince düşünceleri vardı. Fazilet ve insanlık prensiplerini etrafına da telkin ederdi

6 Önemli:

Elden geldiğince hızlı konuşulabilir. Konuşurken karşımızdaki ile karşılıklı konuşuyormuş gibi hareket etmek gerekir. Konuştuğumuz karşımızdaymış gibi davranmak yararlıdır. Söyleneni nezaketle ve dikkat dinlenmek gerekir. Konuşanın sözünü kesmek karşılıklı konuşurken söz kesmekten daha sevimsiz bir durum yaratır. Kısa konuşmaya dikkat etmek: Telefonda mümkün olduğu kadar kısa konuşmalıdır. Bu süratle hem kendi vaktimizi ve hem de karşımızdakinin vaktini boşa harcamamış; aynı zamanda hattı da fazla bağlı tutmamış oluruz. Telefon edildiği zaman söylenecekleri kafamızda tekrarlamalı, hatta gerekiyorsa kısaca not etmeliyiz. Aksi halde bazı şeyleri unutmak ve konuşmayı uzatmak durumu doğabilir. Karşı tarafın sorabileceği soruları tahmin edip buna göre hazırlıklı olmak da faydalıdır.

7 Önemli:

Okuldan kaçan birkaç lise öğrencisi bir gün Çankaya civarında ağaçların altına otururlar. Birden karşılarında birkaç kişiyle birlikte atatürkü görürler. Atatürk söyleyin bakayım burada sizin ne işiniz var diye sorar. Öğrenciler müdürden izinli olduklarını söylerler; izin kağıdı soran Atatürk e izin kağıdını gösteremezler. Tarih dersinin müzakeresinden kaçtıklarını itiraf ederler. Atatürk ün kaşları çatılır: Hiç tarih dersinden kaçılır mıymış diye sorar. İçlerinden biri: Kaçılmaz paşam amma kitapların lisanı bize ağır geliyor; anlayabileceğimiz dille bize kitapları verin oturup çalışalım der. Atatürk elini çocuğun omzuna koyar ve oğlum istediklerinizin hepsi olacak amma her şeyin birden yapamayız. Sıra beklemek lazım. Tarih ve dil üzerindeki çalışmalar da devam ediyor. Biz inkılapları yaptık devam ettirmek de sizin vazifeniz. Haydi bakalım şimdi doğru okulunuza der.

8 Önemli:

Tarih milletlerin yükselme ve gerileme sebeplerini ararken; bir çok siyasi, askeri, toplumsal sebepler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok ki bütün bu sebepler toplumsal olaylarda etkindirler. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselişiyle, gerilemesiyle ilgili ve bağlantılı olan milletin ekonomisidir. Tarihin ve tecrübenin tespit ettiği bu gerçek bizim milli hayatımızda ve milli tarihimizde de tamamıyla meydana çıkmıştır. Gerçekten Türk tarihi incelenirse bütün yükselme ve gerileme sebeplerinin bir ekonomi meselesinden

başka bir şey olmadığını anlaşılır. Tarihimizi dolduran bunca başarılar, zaferler, yahut mağlubiyetler, çöküşler ve felaketler bunların hepsi meydana geldikleri devirlerdeki ekonomik durumuzla ilgili ve bağlantılıdır. Yeni Türkiye’mizi layık olduğu seviyeye yükseltebilmek için mutlaka ekonomimize birince derecede önem vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü zamanımız tamamen ekonomi devresinden başka bir şey değildir.

9 Önemli:

Harpler milyonlarca insanın ölmesine, milyonlarca insanın yersiz yurtsuz kalarak sefalet içinde, acılar içinde kalmalarına neden olur. Barış, milletleri refaha ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat her zaman barışı bozmak ve başka milletlerin haklarını çiğnemek isteyenler bulunacaktır. Böyle kötü niyetlilere ilk andan itibaren de bütün milletlerin karşı çıkması, karşı çıkma mevzuunda dayanışma içinde olması gerekir. Çünkü barış bir defa ele geçirilince korumak için daima özen ve dikkat ister. Milletler arası siyasi güven ortamının gelişmesi için ilk ve en önemli şart da bütün milletlerin, hiç olmazsa barışın korunması fikrinde samimi olarak birleşmesidir diyebiliriz.

10 Önemli:

Düşündüm ki bu Türk oğlu, altı asırdan beri türlü rastlantıların kasırgaları önüne düşerek; bir boğuşma cihanının yaralarına, uçurumlarına, denizlerinde, çöllerinde yuvarlanmıştı, O koca tarihin bu hırpalanmış yolcusu, türlü afet ve musibet çukurlarında onur, şan ve şeref tepelerine tırmanmış; dizleri parçalanarak, tırnakları koparak, bu tırmanılan yerlerden bir kaza darbesi ile taşlara çarpıp çarpıp düşmüş; daima kalkarak yeni baştan dimdik durmağa çalışarak, tutunacak bir kaya parçası, yapışacak bir ağaç kütüğü aramıştı. Ve gülü diken olan o kızgın yemen çöllerinden Arnavutluk taşlarına ve acem ellerinden Girit sularına kadar altı asırdan beri kumlara, buzlara, denizlere kanını akıta akıta bereketli bir kaynağın o bitmez tükenmez kereminden her zaman taze bir kuvvet ile fışkıran; o al kanının çileli çizgileriyle şanla ve şerefle dolu o kahraman hikayesini yazmıştır.

11Önemli:

Bir ailenin fertleri birbirlerini sevip sayarlar. Bir konuda anlaşamazlar ise birbirlerini kırmadan konuşup anlaşmazlığı giderirler. Millet dediğimiz topluluk da büyük bir aileye benzer. Bu büyük ailenin fertleri sayılan vatandaşlar da birbirlerini severler sayarlar. İnsanların aynı fikirde ve inançta olmaları düşünülemez istenemez. Amma vatandaşlar milletin refahı ve mutluluğu, Türklüğün yüceltilmesi vatanın bütünlüğü gibi ana amaçlarda milli birlik ruhu içinde oldukları için diğer ayrılıklar düşmanlık nedeni olamaz. Bütün milletlerde, aynı şekilde, medeniyet ailesinin fertleri gibidir. Her milletin örfü, adetleri, dini ve dili farklı olabilir. Ancak mutlu ve güvenli yaşama isteği yönünden milletler arasında bir fark yoktur. Milletler de çıkabilecek anlaşmazlıkları birbirlerine saldırmadan ve düşman olmadan halledebilirler. Eğer insanlık yönünden düşünülür ise harbin galibi veya mağlubu olmaz; Kaybeden insanlık olur. Bu nedenle yurtta ve dünyada sulh istiyor sulhun korunması için çaba gösteriyoruz. Bütün milletlerin de yurtta sulh cihanda sulh ilkesine uygun olarak hareket etmeleri halinde, bunun insanlığın ve medeniyetin refahı ve ilerlemesine etkili olacağına inancımızı daima koruyoruz .

12 Önemli:

Bir buluttan denize bir damla su damladı. Denizin büyüklüğünü, uçsuz bucaksızlığını gören damla çok utandı ve şöyle dedi: Denizin bulunduğu yerde ben kim oluyorum? Doğrusuna bakılacak olursa o varken ben yokum. Su damlası kendisini hakir gördüğünden sedef onu bağrına basıp naz ile besledi; felek de onu öyle yükseltti ki padişahların taçlarına layık bir inci oldu. Gurura kapıl demem amma özünü, kendini küçük görerek ümitsizliğe de hiç kapılma. İnsanın kendini eksikliğiyle ve yeteneğiyle tanıması gerekir. Hiç kimse kusursuz olamaz. Onun için kimi kusurlarına bakıp da kendini haksızlık etmeyesin.

13 Önemli:

Büro işlerini yapanlar, işin konusuna ve genişliğine göre değişik sayıda olacaktır. Bir banka ile ticaret işletmesi veya bir fabrikanın çalıştırmak isteyeceği büro elemanları, bunların sayıları çok farklı olacaktır. Hatta aynı çeşit malları üreten iki fabrikada bile , büro işlerini yapanların aynı becerilere sahip olması beklenmez. Muhasebe memurunun görevi, dosya ve kağıt memurunun görevleri, muhaberat memurunun görevi; daktilografın, stenografın, sekreterin görevleri de bu iş bölümü nedeniyle birbirinden ayrılmıştır. İlk önce aynı tür işleri yapanlara verilecek isim ve unvanları ana bölümler halinde sıralamak ve sonrada her bölümdekilerin unvanlarını belirlemek gerekir. Ayrıca buna dayalı olarak da geniş açıklamaların, ayrıntıların belirlenmesi karışıklıkları önleyecektir.

14 Önemli:

Konuşma, yazışma ve duyguları anlatma aracı dildir. Bir milletin dili, anlatım yönünden zengin, fertlerin birbirlerin kolaylıkla anlayabilecekleri kadar sadeyse o milletin fertleri arasında milli bağ da o derecede kuvvetli olur. Bir milletin yaşama tarzı olan kültür de ancak zengin bir dil ile ilerler, yayılır. Birbirinin konuştuğunu tam olarak anlayan ve duygularını da aynı dille paylaşın fertlerin meydana getirdiği toplumlar birlik içinde olurlar. Birlik içinde olan toplumlar kuvvetli olacaklarından dirlik içinde olurlar ve bağımsızlıklarını korurlar. Yabancı kelimelerden arındırılmış, eski yeni ikiliğinden ve zıtlığından kurtarılmış, herkesin anlayabileceği, milletin benimseyeceği bir dil, milli duyguların kuvvetlenmesini sağlar. Türk dili şuurla işlendiği takdirde ilmin ve fennin gelişmelerine uyum saylayabilecek bir yapıya sahiptir. Yeryüzünde kültür ve kelime alış verişinden dolayı, içinde hiçbir yabancı unsur taşımayan arı dil bulunmasa da sağlık durumu tam olan her dil, kendisini yabancı saldırıya karşı korur; çünkü dili yapan insan değildir; insana milli özelliğini veren dildir.

15 Önemli:

İş yazılarının düzenli olması için belirli ölçülere uyulması yararlıdır. Bu belirli ölçülerin de herkes tarafından bilinmesi ve uygulanması ancak standartla sağlanabilir. Bunu sağlamak için milli eğitim bakanlığının standart yapılması önerisi bu tür işlerle görevli Türk standartları enstitüsüne iletilmiştir. Enstitü de iki standart yayınlamış bulunmaktadır. Standartlar yayınlamıştır Bu kitaptaki örnekler standartlara uygun olarak hazırlanmıştır. İş yazılarının imza kısmı iki türlü olabilir. Buna göre de iş yazıları ortalama mektup veya blok mektup isimlerini alır. Mektupların yazılmasında hem hız hem de görünüm önemlidir.

16 Önemli:

Bir iş yazısı, birkaç kez okumaya gerek kalmadan anlaşılacak şekilde yazılmalıdır. Cümlelerin açık ve kelimelerin de okuyacak olanın bilgi ve kültür durumuna uygun olmasına özen gösterilir. Okuyacak olanın bunları anlayamamak ihtimali varsa, yeteri kadar açıklama yapılabilir. Açıklamalar, bilmeyen birisine ders veriyormuş gibi değil de tabi olan bir tonda ve şekilde yumuşak olarak yapılmalıdır. Özlülük az kelimeyle fakat açıklığı bozmadan yazmak demektir. Ancak söylenmesi gereken her şeyin mutlaka yazılmış olması icap eder. Böylece mektup kısa fakat eksiksiz olur. Eğer bu kurala uyularak iki sayfalık mektup yazılmışsa bu özlü sayılabilir. Fakat gerekli kelime kısıntıları yapılmadan yazılan bir sayfalık bir mektup için, uzun yazılmış denebilir. Kelimeleri azalmakla mektup, açıklığından ve inceliğinden kaybediyor ise yazı özlü değil, kısa yazılmış demektir. Özlülükle kısalığı karıştırmamak gerekir. Kelime tasarrufu ile beraber, gerektiğinden ve okuyucunun isteğinden fazla bilgi vermemek de gözden uzak tutulmalıdır. İyi yazar okuyucusuna gerekli en çok bilgiyi vermeye çalışan fakat okuyucudan en az zamanı alan yazardır. Bazı kimseler özlü mektubun kuru ve kaba olduğunu düşünür. Fakat özlü bir mektup nezaket ve incelikle ilgili kelimeleri de taşır. Esasen özlülük inceliğin bir türüdür. Az kelimeyle çok şey anlatarak daha açık ve etkili olunur. Zaten okuyucu ne demek istenildiğini çabuk öğrenmek ister.

17 Önemli:

Anlaşılabilir bir yazı sadece açık ve özlü değil, aynı zamanda iyi düzenlenmiş olmalıdır. Fikirleri önemine göre sıraya koymamız gerekir. Yazıyı okuyanın yazılanı anlayabilmesi için düşüncelerimizin bir noktadan diğer noktaya gelişmesini de izleyebilmesi gereklidir. Bunu sağlamak için verilen bilgiler ve mesaj birbirini tamamlayıcı bir nitelikte ve sırada olmalıdır. Bunun için de yönlendirici ve fikirleri bağlayıcı kelimeler kullanılması gerekir. Bunlar bir cümleyi diğerine veya bir paragrafı öncekine bağlayabilen kelimelerdir. Bu itibarla, böylece, diğer taraftan, ilk olarak, ancak bununla beraber… gibi kelimeler bağlantıyı sağlar. Böylece okuma ve anlama kolay olur. Bir yazıyı bir daireden veya firmadan diğer bir daire veya firmaya da yazılmış olsa, bu yazıyı yazmış olan da okuyacak olanda aynı sonuçta bir kişidir ve canlıdır. Bu nedenle yazar okuyacak olanı bir insan olarak görüp ona göre de yazmalıdır. İş yaşamında kuruluşlar genişledikçe şahısların insan değil de bir alım veya satım makinesi olarak görülmesi durumu, çoğu kez ortaya çıkmaktadır. Bu yanlışa düşmemek için kişileri birer ünite olarak görmekten kaçınılmalıdır. Bunun için de kendimizi okuyucunun yerine koyabilmeliyiz. Onun isteklerinin, hislerinin neler olabileceğini, kendimizi de onun yerine koyarak, düşünmeliyiz. Bu nedenlerle, mektup aynı zamanda sempatik, içten, yardım edici ve onun problemini halledici nitelikte olmalıdır.

18 Önemli:

Okuyucuya önem verme ve ona yardım etmeye çalışma nezaket kuralının temelidir. Nezaket yazının hem dilinde ve hem de okuyacak olana karşı alınan tavırda olmalıdır. Okuyucu kendisine yardımcı olma isteğinde bulunduğumuzu, mektubun biçeminde yani üslubundan hissetmelidir. Okuyucuya zaman ve emek kaybettirmemek de bir nezaket kuralıdır. Sattığımız bir malın, gönderildiğini bildiren bir mektup yazıyorsak, bunun alıcının eline ne zaman geçebileceğini bildirmemiz okuyucuyu düşündüğümüzü gösterir. Yakında malı alacaksınız demek yerine; beş gün sonra, ayın dördünde gibi, daha yararlı bilgi vermek de karşımızdakini düşündüğümüzü, ona nazik davrandığımızı ortaya koyar. Bir neden bildirmek açıklama yapmak da okuyucuyu önemsediğimizi belli edecektir. Eğer istenilen mal ya da hizmet bizde üretilmiyorsa, nerede bulabileceğini belirtmek de uygun olur. Nezaket, iyi ilişkilerin kurulmasına, kurulmuş ilişkilerin devamına yardım eder. Gerek istediğinde; lütfen, özür dilerim, teşekkür ederiz ve kutlarız gibi kelimeler yani nazik bir dil kullanılması da iyi ilişkiler için yardımcıdır. Nazik yumuşak bir dille yazılmış ve okuyucuyu ön planda tutan ona yardım etmeyi amaçlayan bir mektup nezaket kurallarına uygun olarak yazılmış demektir.

19 Önemli:

Özlü olabilmesi için kısa yazılan mektuplarda bazen önemli bir hususun unutulduğu olur. Mektupta bütün bilgiler tam olarak verilmelidir. Bu bilgiler kısa, fakat tam olarak yazılmalıdır. Bazı kez alınan bir siparişte noksan hususlar bulunabilir. Yazar siparişi verenin bu eksikliğini, onun neyi istemiş olabileceğini çıkarmaya çalışarak giderebilmeli ve gereğini ona göre yerine getirilmelidir. Bize gelen mektup tamam olsun olmasın, bizim mektubumuz eksiksiz olmalıdır. Aldığımız bir sipariş mektubunda kaç beygirlik güçte motor istenildiği belirtmemiş olabilir. Eğer bir çok motor var ise biz o alıcı için uygun olduğunu sandığımız motor ile ilgili bilgi verebiliriz. Özlü yazmaya çalışmakla beraber okuyucunun istediği ya da istenmesi muhtemel olan hususları eksiksiz yazmalıyız. Açık olarak belirtmemekte yarar görülen biri durum yoksa, bütün gerekli detayları bildirmeliyiz. Bunlar fiyat, gönderme tarihi, ödeme tarihi gibi konular olabilir. Gerekli özel bilgileri vererek şüpheli nokta bırakmayarak okuyucuyu memnun etmek amacını gütmeliyiz. Kusursuz insan olamaz; fakat kusursuz mektup olur. Noksansız yazma; özenen özenli olan insanların hayat tarzının kağıttaki izdüşümüdür.

20Önemli:

Kağıtlar hep aynı şekilde katlanıp zarfa konursa, açan için kolaylık sağlanmış olur. Uzun zarfa konulacak mektup aşağıdan yukarıya olmak üzere iki kez katlanır; başlıklı kısım geride kalır. Geride kalan başlıklı kısmın yarım santim kadar uzun olması, buradan tutulmasını kolaylaştırır. Dört köşe zarflarda kağıdın her iki katlanışında da arkada yarım santim kadar bir fazlalık bırakılır. Mektup pencereli zarfa da konulabilir. Pencereli zarfların üzerine adres yazmaya gerek yoktur. Yazıların yanlış zarfa konması da önlenmiş olur. Bu tür bir zarfa konacak kağıt, pineli olarak ve adres kısmı önde kalacak şekilde katlanır. Adres zarfın şeffaf olan penceresinde okunur. Pencereli zarflara konulacak yazılarda, adresin yazılacağı yer çizgi yada noktalarla belirtilir; zarfa uyum sağlanır.

21Önemli:

Etkili mektup tabii olmalı; okuyanın bildiği, okurken rahat edebileceği kelimeler seçilmelidir. Eğer yazı fazla detaylı fazla teknik veya ağdalı bir dille yazılmışsa okuyanın anlaması zorlaşır. Okuyucu böyle bir dil kullanırsak gösteriş yaptığımızı ve yeterli fikir ya da bilgimiz olmadığı içir uzattığımızı düşünür. Genellikle konuşurken kullandığımız dil bir mektubun üslubu olmalıdır. Bir yazının okuyucunun dikkatini dağıtacak ya da normal okuyuş şeklinde değiştirmeye zorlaşacak söz ve deyimlerden arınmış olması gerekir. Abartılmış kelimelerden ve anlatımdan da kaçınılmalıdır. Biliyoruz ki iş yaşamında yazıyla açıklanan fikirlerin çoğunluğu sadedir, basittir. İşte bu durum saklanmak istenir. Okuyanın bizimde basit olduğumuza hükmedeceği sanılır. Fikirlerimiz derin, kıymetli ve önemli olduğunu ispatlamak için abartılmış, ağdalı, fazla teknik kelime ve deyimlerin kullanılması yersizdir. İlk bakışta doğru gözüken fakat dikkat edildiğinde gerekli olmadığı anlaşılan; güneş doğudan doğar gibi sözler ve fikirler yazılmamalıdır. Abartılmış dil kullanmamak kendimize ve okuyanlara karşı içten olmayı gerektirir. Bazen kanuni veya diğer nedenlerden ötürü teknik kelime kullanılabilir. Okuyucunun anlamda zorluk çekeceğini sanıyorduk açıklama ya da tanımlamayı tabii bir tonda belli etmeden yapmak gereklidir.

22Önemli:

Bir topluluk içinde bulunan birimlerin çokluğunu, miktarını belirleyenler kelimeye sayı denir. Rakam bu sayıları göstermeye yarayan sembollerdir. Sayı kelimeye rakam da harfe benzetilebilir. On kuralında on tane rakam kullanıyoruz. Bu rakamları Hintliler 2 ve Araplar da 7 yüzyılda kullanmaya başlamışlardır. Araplardan da 9 yüzyılda Avrupalılara geçmiştir. Ondalık kesri de Hintliler bulmuşlardır. Rakam yanlışlarını görebilmek, bulabilmek daha zordur. Rakam yanlışlarının olumsuz etkisi kelime yanlışlarından fazla olur. Kelime yanlışı sevimsiz görünür. Rakam yanlışı ise karışıklık yaratır. Bu nedenle dikkatli özenli denetleme gerekir. Denetleme sırasında sağ elimizin işaret parmağı ile yazı taslağından, Sol elimizdeki kalemle de makinedeki kağıttan izleyip karşılaştırma yapmak gerekir. Kalemi kağıda değdiriyormuş gibi yakından tutmak, kalemi biraz yavaş hareket ettirerek ağır okumak çok yararlıdır.

23Önemli:

Mektupta ilk etki çok önemlidir. İlk cümleye başlamak zordur. İlk cümleyi herkes okur, ilgilenir; fakat bu cümle etkisizce arkasını getirmeyebilir. Okuyucu mektubu açınca kafasından geçen ilk soru şudur: Acaba bu mektup ne hakkındadır? Bu neden ilk cümle bu soruya cevap vermelidir. Mesela; şimdi bahar geldi artık tatil için plan yapmanın zamanıdır diyeceğimize; güzel bir tatil geçirmek arzumuzun gerçekleşmesine yardımcı olacağını sandığımız kampımızın özelliklerini aşağıda bilgilerinize sunarız demek daha etkili olur. Açıklamaların bulunduğu kısımda ise aktif cümleler kullanmak, pasif cümle kullanmaktan daha etkilidir. Örneğin; satışlar hakkındaki özel raporunuz alınmıştır diyecek yerde, satışlar hakkındaki özel raporunuzu aldık demek, daha etkilidir. Edilgen cümleler şu hallerde kullanılır: Monotonluğa düşmenin önlenmesi; yazarın işi yapanı bilmemesi, işi yapanın önemli olamaması, işi yapanın açıklanmak istenmemesi. Bitiriş kısmında bazı hususlara dikkat edilir. Mektubu okuyucuyu harekete geçirecek ondan istediğimizi belirtecek bir cümleyle bitiririz. Eğer mektup biraz uzun ya da teknik ise ve herşey açıklanmış, istenmiş bulunuyorsa son kısım özetleme için yazılabilir. Artık yeni bir fikir ileri sürülmez; açıklama yapılmaz.

24 Önemli:

Dil kişinin duygularını açıklamasını, diğer kişilerle yakınlaşıp bağlantı kurmasını sağlar. Bütün milletleri var, eden onların sürekliliğini sağlayan son derece önemli unsurlardan biri de dildir. Dil bir medeniyet olayıdır. Ancak bir medeniyetin kurduğu dil, başka bir medeniyetin düşündüklerini söyleyemez; söylemeye de yetmez. Kaderciliğin hakim olduğu en hayati olaylarla din buyruklarının içice bulunduğu ve tenkitçi düşünceye de yer vermeyen bir medeniyetten uzaklaşılmıştır. Bunun yerine din ile devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı, hür ve ilmi düşünme imkanlarının bulunduğu, tenkitçi düşünceyle yeniliklere sürekli açık olan bir medeniyete geçilmiştir. Türk milleti ülkesinin yüksek bağımsızlığını korunmasını bildiği gibi dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtararak medeni dünyadaki yerini almıştır. Milletimiz dil bütünlüğünü sağlayamamış olsaydı cumhuriyetimizin sürekliliği de tehlikeye düşebilirdi. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili dillerin en gelişmişlerinden ve en zenginlerindendir. Artık konuşurken ve yazarken kullandığımız dil ortaktır. Bu ortaklık her an her yerde ve her şekilde anlaşabilmemizi ve okuyup yazmada güçlük çekmememizi de sağlanmıştır. Dilimiz gelişmiştir ve gelişecektir.



Bu Haberi gezenler bu haberleride gezdi:
Zabit Katipliğinde Çıkmış Metinler 2010 Facebook'ta Paylaş
Zabit Katipliğinde Çıkmış Metinler 2010 yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

3 Yorum »

  • tolter diyor ki:

    bakalım biz ne yapacaz inşallah 3 dk de 90 dan fazla yazarım.Bişey değil yazdığında doğru olacak sonra sözlü mülakat falan herhalde beni almazlar ben bu kadar sıkıya gelemem ama iyi para veriyorlarmış.1.000 tl gibi bir miktar.:-D

    Bu yazı 14 sn de yazılmıştır.Saygılar…

  • gökhan diyor ki:

    BENDE KATİPLİK SINAVINA GİRECEĞİM AMA ÇOK HEYACANLIYIm İNŞ KAZANIRIZ

  • murat diyor ki:

    bende bundan önce 2 defa girdim inşallah şubatta olacağımız sınavda da diğer iksinde olduğu gibi heyecanlanmam ev de 3 dakika tutarken bile telaş ve heyecan yapıyorum daha sınavda ne yaparım bilmiyorum acaba sakinleştirici alıp girsem olur mu sınava

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir yada yazı için geribildirim gönderebilirsiniz. Bu yazı için yorumlara abone ol subscribe to these commentsRSS.

Yorum içerisinde kullanabileceğiniz Html tagları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yazıya yorum yazdığınızda yorumunuzun hemen yanında bir Gravatarınız yayınlanacaktır. Hani benim Gravatarım?.